Now Playing Tracks

İnsanlığın sonu, din ve devletin yaratıldığı gün gelmiştir. Aileyse, din ve devlet yaratan bireyleri yetiştirmiştir. Sadece düşünmenizi istiyorum. Bunların olmadığı bir dünyanın derhal düzensizliğe düşeceğini düşünmenizin nedenini ve ne kadar şartlandığınızı anlamanızı istiyorum. Güneşin doğudan batması kadar aykırı gelen her düşüncenin nasıl yargılandığını düşünmenizi istiyorum. Yerçekimi, düşünce değildir. Ama uçmak bir düşüncedir. Uğruna ölenlerin gerçekleştirdikleri bir düşünce.
Hakan Günday, Azil
para yoluyla elde edebileceğim şey, satın alabildiğim, yani paranın bana satın alabildiği şey, paranın sahibi olarak, ben kendimim.
gücüm, paranın gücü kadar büyük. paranın nitelikleri para sahibi olarak benim niteliklerim ve potansiyelimdir. ne olduğum ve ne
yapabileceğim, bu durumda, benim bireyselliğim tarafından belirlenmiş olmuyor. çirkinim ben, ama en güzel kadını satın alabilirim.
demek ki çirkin değilim, çünkü çirkinliğin etkisi, iticiliği, para karşısında yok oluyor. ben-bireysel yaradılışıma göre-topalım:
ama para bana yirmi dört bacak veriyor; öyleyse topal değilim. ben kötü, namussuz, her türlü alçaklığı yapabilecek, kafasız bir
adamım, ama saygı gösterilir paraya-dolayısıyla sahibine de. en iyi şey paradır, dolayısıyla sahibi de iyidir: para benim dürüstlükten
uzaklaşma zahmetine girmemi önlüyor, onun için dürüst sayılıyorum. kafasızın biriyim ben, ama madem para her şeyin gerçek ruhu,
para sahibi hiç ruhsuz olabilir mi? üstelik para sahibi en akıllı kişileri de satın alabilir; insan, akıllılardan daha güçlü olunca
onlardan daha akıllı olması da gerekmez mi? ben ki, para sayesinde, insan yüreğinin isteyebileceği her şeyi yapabilirim, bütün insan
erdemlerine sahip değil miyim? bu durumda para benim bütün yeteneksizliklerimi karşıtlarına dönüştürmüyor mu?
Karl Marx

thecranberriess:

içinde kaybolacak şeyler arar çoğu insan kendine. kimisi için bir beden kafidir. böylesiyle hergün karşılaşıyorsun. asıl mesele şu ki.. arayışın umutsuzluk noktasında olmalı. nasıl söylenir bu.. hani, tam vazgeçecekken, artık yorgun düşmüşken denemelerinden yukarıya kocaman gözlerle bakar ve haykırırsın ya, ”Tanrım! bir işaret?” diye. o noktaya gelemeden elde ettiğin herşey basit kalacak. şu an için anlayamayacak kadar iyimsersin. 

unutma; sürünecek bi yol hep bulursun. ya dayanılmaz bir acıdır bu ya da ayağını yerden kesecek bir mutluluk. izin ver kendine, izin ver de acıdan kıvran. yoksa nasıl kıymet bilirsin? nasıl bilirler? hiç bildiler mi?

(via lostinlabyrinths)

To Tumblr, Love Pixel Union